9 Mayıs 2016 Pazartesi

Eğitim üzerine binlerce kitap

ideoloji olarak değerlendirmiştir. Culler, sağ duyu içinde gömülü duran ideolojinin onun eleştiri oklarının bir hedefine dönüş- tüğünü belirtiyor.  Eğitim kitapları Döneminin eleştirel geleneğine hakim olan, bir eseri onun dışında olan şeylerle açıklama girişimine karşı çı- karken Barthes, metnin okunma ve anlamlandırılma süreçlerinin önemini vurgulamış ve klasik pedagojinin sorunlarından kaynaklanan tutucu bakış açılarını eleştirmiştir: Barthes, Fransa'daki akademik eleştirinin içsel analize düşman olduğunu çünkü bilgiyi nedensel ilişkileri açıklamakla ilişkilendirdiğini ve çünkü öğ- rencilerin bilgisini değerlendirmenin onların yorumlarını değerlendirmekten daha kolay olduğunu söylüyor. Yazarın hayatı ve dönemine ilişkin bilginin önemi üzerine kurulu bir edebiyat kuramı sınavlara ve notlamaya daha uygun bir yaklaşım çocuk kitapları oluşturur (Culler, 1990: 63). Özgeçmişine baktığımızda Barthes'ın yerleşik akademik eleştiri geleneğinin yanı sıra akademinin disipline edici yönlerini eleştirirken kendisinin de bunun içinde kolayca disipline olmadığını gözlemlemek mümkündür. Doktora tezinin ağır ilerledi- ği bir dönemde Yazının Sıfır Derecesi ve Michelet, üniversitedeki görevini kaybettikten sonra ise onun en bilinen yapıtlarından biri olan Mythologies yayınlanmıştır. Barthes, 1965 yılma kadar Fransız entelektüel yaşamı içinde marjinal konumunu korumuştur (Culler, 1990). 1980 yılında bir trafik kazası sonrasındaki ani ölümü Barthes'ın akademik çalış- malarının bir soru işareti ile sonlanmasını beraberinde getirdi. Yazmaya devam edebilseydi acaba hangi konulara yönelecekti? Bu sorunun yanıtını son eserleri arasında yer alan Metnin Hazzı ve Camera Lucida'da aramak mükün. Yazının ilerleyen bölümlerinde bu açılımları daha ayrıntılı olarak tartışacağız. Barthes, okurunu kitap sipariş  ideoloji sorunu, gösterge kavramı, metinlerin yapılaşması, metinlerarasılık, metnin okunma süreçlerinin önemi, metnin hazzı, görsel göstergeler ve sözel dilin farklılığı hakkında, dahası Japon haiku'ları, aşk, moda, müzik, sinema ve retorik hakkında düşündürmüştür. Bu konular üzerine düşünüp soru soran okurunun yanında olmuş, bu soruları paylaş- mış, okuru kendisi ile birlikte düşünmeye davet etmiş, hemen hiçbir konuda katı, kestirip atıcı bir tavır takınmamıştır. Ancak onun merakı edebiyat çalışmaları ve metin çözümlemeleri ile sınırlı kalmamıştır. Siyaset bilimine ait sorunlarla dilbilimdeki gelişmeler arasında bir köprü kurarken edebi metinlerin yerleşik anlamları zorlayan örneklerini keşfedip sergilemiştir. Bu yolla, geleneksel, klasik edebi örnekler içinde ortaya çıkan kırılma noktalarını, egemen anlamların yeniden üretimini ve bu üretimin kesintiye uğramasını, toplumsal, tarihsel ve siyasal olan ile ilişkilendirerek tartıştışmıştır. Yerleşik -egemen- anlamlandırma biçimlerini kıran, bo